Tatil Notları; Mykonos
22 July 2010

Hala tatile gidemesemde 2 yıl önce yaptığımız Yunanistan turumuzun en keyifli duraklarından biri olan Mykonos’u Ajanda ‘da anlatmıştım bu ay. Yunanistan’in en gösterisli adalarından biri olan; dar sokaklari ve beyaz renkli evleriyle her ziyaretçinin ilgisini çeken Mykonos’a blogumda da yer vermek istedim :))

Mykonos ilk başta çorak bir görünüm ile karşılasa da sizi; binlerce yıllık geçmişi, plajları, lezzetli yemekleri ve renkli gece hayatı ile içerisinde eşsiz güzellikleri barındırır. Güneşin, rüzgarın ve denizin adası olarak da tanımlanan Mikonos’un ismi mitolojiye göre tanrı Apollon’un oğlu Anios’tan geliyor. Yılın 300 günü güneşin sıcaklığını hissetmenin mümkün olduğu ada turizmin ilk dönemlerinde entellektüellerin uğrak yeri iken günümüzde Yunanistan’ın en gösterişli adalarından biri olmuştur. Bu nedenle 85 km² küçük sayılabilecek bir Ege adası olan Mykonos sokaklarında ünlü bir simaya rastlayabilirsiniz.

Pire Limanı’ndan bineceğiniz feribot veya uçakla ulaşabileceğiniz Mykonos’ta korsan saldırılardan korunmak için yapılmış göz alıcı beyazlıktaki dar sokaklar ve küp şeklindeki evler sizi havaya sokacaktır. Burada otellerde kalabileceğiniz gibi adanın bölgesel özelliklerini taşıyan sevimli pansiyonlarda da konaklayabilirsiniz. Temmuz-Ağustos aylarında oldukça kalabalık olan adada oldukça pahalı olan fiyatlara ragmen yer bulabilmek için aylar öncesinde rezervasyon yaptırmanız gerektiğini unutmamanız gerekiyor.

Limanı küçük bir koy şeklinde olan Mykonos’un şehir merkezi de bu koyun kıyısında kurulmuş olan Hora kasabasıdır. Burada denize karsi sohbet edip yemek yiyebileceginiz restaurantlar ve hemen iç taraflarda mağazaların olduğu sokaklar vardır. Dar sokaklarında gezmenin keyfine doyamayacağınız adada aynı zamanda mini çarşıda ve sokak aralarındaki mağazalardan alışveriş yapabilir, sevdiklerinize alabileceğiniz orjinal hediyeler bulabilirsiniz.
 

Mykonos’un en ünlü kilisesi Kastro’da ki olağanüstü Panagia Para Portiani görülmesi gereken yerlendendir. Ortaçağ kalesinin arka kapısının yerine yapılmış olan kilise yer seviyesindeki dört şapel ile bunların üstündeki bir diğerinden oluşur. Bir kısmı 1425 tarihinde yapılmışken diğer yerleri 16. ve 17. yüzyıllardan kalmadır. Kastro’dan aşağıya inen sokaklardan Little Venice’e ulaşırsınız. Deniz kıyısında sıralanmış cafe ve restaurantların yer aldığı bölgede günbatımındaki eşsiz manzarada birşeyler yiyip içmenin keyfi hiç bir şeye değişilmez. Buradan baktığınızda neredeyse tüm ada fotograflarında yer alan ve simge haline gelen Vanis Değirmenleri’ni de görmekte mümkün. Ayrıca yıllardır yine adanın simgelerinden olan pelikan Petros ölmüş olsada bayrağı devr alan pelikanda yolunuza çıkabilir.


Panagia Para Portiani Kilisesi değildir.

Hareketli gece hayatından dolayı adada yemekler 22:00 civarı yeniyor ve gece yarısından sonra kulağınızın aşina olduğu Yunan müzikleri ile barlardaki çılgın eğlenceler başlıyor. Özgürlükler adası olarak bilinen Mykonos’ta elele dolaşan gay ve lezbiyenlere gözleriniz hemen alışacaktır merak etmeyin :))


Tatilinizin en önemli kısmını geçireceğiniz güneydeki plajlara otobüslerle gidebileceğiniz gibi kiralayacağınız motor veya atvlerle de keyifli bir yolculuk yapabilirsiniz. Adanın dünyaca meşhur olan plajı Super Paradise küçük bir kıyıda saklı ve güzel kumsalı ile çılgın partilerin mekanı olarak nam salmıştır. Burada denizin, güneşin ve eğlencenin tadını çıkartabilirsiniz. Daha sakin bir plaj tercih edenler şehir merkezi ile yeni liman arasındaki Agios Stefanos Plajı’nı düşünebilir. Bir diğer plaj uzun kumsalı ve su sporları alternatifleriyle öne çıkan Platys Gialos. Son olarak masmavi sularda denizin keyfini çıkarabilmek için Psarou Beach’i de programınıza dahil edebilirsiniz.


Bu yaz ki planlarında olanlara şimdiden iyi tatiller :)) Bu arada tüm fotograflar compact makina ile çekilmiştir baştan söyliiim :))

Yazar: Burcu Çalışkan | 28 Yorum | Kategori: Fotoğraf, Gezelim Görelim

Yorumlar
Yorum Bırakmak İçin

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *