Tanzanya – Selous I
14 November 2012

Öncelikle uzun bir aradan sonra bloguma geri döndüğüm hatta dolu dolu döndüğüm için mutluyum 🙂 Bildiğiniz üzere düğün ve doğum fotoğrafları ile yoğun geçen yaz döneminde değil bloguma bakacak facebook sayfamda çektiğim hikayeleri paylaşacak vakti bile zor buldum. Neyse ki şimdi biraz vakit bulabildim ve arayı kapamaya niyetliyim 🙂
Ekim ayında yaptığımız gezi ile ilgili detayları ve fotoğrafları bekleyen bir çok blogger dostum ve arkadaşlarımın sıkıştırması ile Tanzanya’ya giriş yapıyoruz bugün. Bu defa bir değişiklik var ve postum aile yapımı 🙂 Yani yazılar sevgilinin kaleminden fotoğraflar benim objektifimden… Bakalım ortak çalışmamızı nasıl bulacaksınız.

Uzun süreden beri gündemimizde olan  ancak bir türlü tam manasıyla şekillendiremediğimiz Safari planımızı bu sene gerçekleştirme şansı yakaladık. Uzakdoğu, Güney Amerika tercihleri arasında karar verene kadar uygun fiyata alacağımız uçak biletleri tükenince yolumuzu biraz da zorunlu olarak Afrika’ya ve Tanzanya’ya çevirdik.

Doğrusu daha önce bu tatilin planını yapmış rota alternatiflerimizi değerlendirmiştik.  Temel olarak bir süre safari yapacak daha sonra da Zanzibar’da enfes  deniz ve güneşin keyfini çıkaracaktık. Aslında Afrika’nın bir çok yerinde safari yapma imkanı var ancak temelde iki ülke safari konusunda ön plana çıkıyor Tanzanya ve Kenya. Biz Zanzibar’a da yakınlığından dolayı Tanzanya’yı hep ön planda tuttuk. Tanzanya’da da kendi içinde safari için bir çok alternatif var. Bunların başında kuzeyinde Kenya sınırında yer alan Serengeti dünya çapındaki ünü ve sunduklarıyla ilk sırada yer alıyor. Tabi bir yer ne kadar popüler olursa bir o kadar da pahalı ve kalabalık da oluyor kaçınızlamaz bir şekilde. Buna rağmen eğer kuzeye giderseniz Serengeti Milli Parkı, Ngorongoro Krateri ve Lake Manzara’yı aynı anda ziyaret etmek ve farklı doğal güzellikleri bir arada görmek gibi bir şansa sahip oluyorsunuz. Ayrıca eğer şanslı ve doğru aydaysanız “Great Migration” denilen ve senede iki kere gerçekleşen büyük göçü görmek şansına sahip oluyorsunuz ki yüzlerce farklı vahşi hayvanın göç etmesine şahit olabiliyorsunuz. Biz hem göç mevsimi olmadığından hem kalabalıktan uzak durmak istediğimizden ve biraz da maliyetleri göz önüne alarak Serengeti’yi eledik ve diğer alternatifleri araştırdık. Diğer iki önemli alternatif arasında yer alan Selous ve Ruaha milli parklarından ise başkent ve THY’nin direkt uçuş noktası olan Dar Es Salaam’a yakınlığından dolayı Selous Milli Parkı’nı seçiyoruz. Aslında sundukları açısından değerlendirince Selous gerçekten bir cennet, şöyle düşünün dünyanın en büyük Milli Parklarından birisindesiniz (yüzölçümü İsviçre’den büyük), hem de turist akınından uzak büyük keyifle safarinizi yapabiliyorsunuz. Belki Serenegeti kadar popüler ve medyada kendine yer bulmuş değil ama sunduğu güzellikler kesinlikle azımsanamaz. Biz de uzun araştırmalar sonucunda Selous’da 3 günlük bir safari yapmayı ve hemen sonrasında da Zanzibar’a geçmeye karar verdik.

THY artık dünyanın bir çok noktasına uçuyor ama bazen gerçekten uçuş saatleri saçma oluyor. Businnes class da yaptığımız keyifli yolculuk bile Dar Es Salaam’a yerel saatle 02:30 da indiğimizde gördüğümüz manzara karşısında unutuldu 🙁 Önceden aldığımız bilgilerle hemen koşa koşa herkesin önüne geçtik ilk sırdan vize kuyruğuna girdik.  Afrika’da hayatın yavaş işlediğine dair ilk intibayı burada ediniyorsunuz vize görevlileri  gayet rahat ve yavaş hareket ederek vizelerinizi hazırlıyorlar. Gene de evrak toplamadan sadece 50 $ ödeyerek kapıdan vize almak da çok pratik gerçekten. Vizeleri aldıktan sonra kapıdan çıkıyoruz ve esas süprizle karşılaşıyoruz. Selous’ya gidecek uçağımız saat 08:30 da yani  6 saat havaalanında bekleyeceğimizi biliyorduk ancak kapıdan dışarı adım atınca kendimizi terminalin dışarısında açık havada buluyoruz. Bekleme salonunun nerde olduğunu sorduğumuzda bize açık alanda bankların olduğu bir yeri gösteriyorlar. Gerçekten kapalı alanda bekleyecek hiçbir yer yok. Afrika’nın göbeğinde geceyarısı açıkta üzerinde sadece bir sundurma olan bekleme salonunda  beklemeye başlıyoruz. Bekleyeceğimiz zaman çok uzun olduğundan gelen giden insanlar az sayıda da olsa oluyor ama tek sabit biz kalıyoruz. Yine de tatil heyecanı keyfimizi bozmuyor ve zaman su gibi akıp geçiyor. Diğer uçuş vaktimiz geliyor artık safari için her şey hazır.

Selous başkent Dar Es Salaam’dan yaklaşık 40 dakikalık uçuş mesafesinde. Tabii bu uçuşun jetlerle değil küçük hatta bazen 4 kişilik pır pır uçaklarla yapıldığını da belirtmeliyim. Selous ve diğer Safari noktalarına başkent Dar Es Salaam’dan onlarca uçuş var, Tanzanya safari turizmi konusunda çok geliştiğinden ve mesafeler birbirine yakın ancak sayıca çok olduğundan safari noktalarına ulaşım ağırlıklı olarak pır pır uçaklarla yapılıyor. Doğrusu başta tereddüt ettik ancak binince büyük keyif aldığımızı ve farklı bir deneyim olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Hatta önünde fotoğrafımız olan uçağı Burcu’nun 40 dk kullandığını söylemeliyim 🙂

Gideceğimiz yer bir Adventure Camp.  Safari bölgelerinde konaklama ağırlıklı olarak lüks lodge larda yapılıyor ve Afrika’nın ıssız bölgelerinde olsanızda elektrik, internet ve hatta bazılarında havuz gibi imkanlardan dahi yararlanma fırsatına sahip oluyorsunuz tabi bedeli de küçük bir servet. Biz ise araştırmalarımız ve yazıştığımız operatörler tarafından da tavsiye edilen Tripadvisor’da yüksek ratingli Lake Manze adlı bu Adventure Camp’de kalacağız. Nedir lüks lodgelardan farkı ( fiyatı değil emin olun) lüks lodgelar yukarıda bahsettiğim bir çok imkanı size sunarken aynı zamanda hayvanlardan izeole etrafları genelde korunaklı bir konaklama sağlıyor. Oysa konsept ve anlayışı gereği Lake Manze Camp doğaya uygun zihniyeti ile sizi devasa büyüklükte çadırlarda, etrafi tamamen açık ve korunaksız bir ortamda ağırlıyor ve elektrik, internet gibi teknolojiden uzak bir tatil sunuyor.

Kampın doğal ortamına en iyi örnekler çadırınıza bir bölümde yer alan wc ve duş. Açık hava da ve etrafı çevrili bölümde gece yıldızlara bakarak duş alabiliyor hatta yanıbaşınızdan geçen filleri görebiliyorsunuz. Aynı şekilde etrafı açık restauran bölümünde sabah kahvaltı da size eşlik eden filler ve rengarenk kuşlar yaşadığımız deneyimin inanılmazlığını bir kez daha hatırlatıyor.

Kampın renkli görüntülerinden biri de doğal ortamındaki hayvanlardan gelebilecek herhangi bir tehlikeye karşı çadırlar ve restaurant kısmı arasındaki yolda size eşlik eden massailer. Masailer ya da Maasailer Tanzanya ve Kenya sınırları içinde bulunan ‘Masai Mara’ bölgesinde yarı göçebe bir hayat süren yerli halka verilen isim. Kıyafetleri gibi renkli kişilikleri sürekli gülen yüzleri ile objektifime bolbol poz verdiler.

Seri tabii ki devam edecek şimdilik sizi renkli karelerle başbaşa bırakıyorum 🙂

Yazar: Burcu Çalışkan | 3 Yorum | Kategori: Fotoğraf, Gezelim Görelim

Yorumlar
  1. meyra | 14 November 2012 , 1:22 pm

    Burcu o uçağı nasıl kullandığını merak ediyorum:) bu kadar doğallıkta nasıl uyudunuz konusuda ikinci merakım:) çok fantastik bir o kadarda eğlenceli bir tatil ve deneyim olduğu henüz ilk karelerden belli:) merakla devamını bekliiyorum…

  2. Selin ergecer | 14 November 2012 , 4:31 pm

    Detaylari yuzyuze dinlemis olsam da,fotograflar anlatimla birlesince bir baska oldu hikaye kafamda:) devamini merakla bekliyorum ;))

  3. Banu | 15 November 2012 , 9:31 am

    harika:)))

Yorum Bırakmak İçin

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *